Nükleer İntihar Bombası

Memleketin dört bir yanında bombalar patlar, genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek katledilirken, iç savaş yeniden başlatılır, “ne oluyor, bir aklınızı başınıza alın” diyen polisle, yargıyla, hapisle susturulurken insanın içinden yazmak pek de gelmiyor. Yazmak istediğim ne kadar çok şey var oysa ki, ama bu karanlık durum içinde hepsi gereksiz, hepsi küçük, hepsi önemsiz… Yine de şimdi anlatacağım şey yazılmalı, tartışılmalı ve başka türlü bir intihar bombası olan nükleer enerjiden yol yakınken vazgeçilmelidir.

Bir süre önce, yani Barış Mitingi’nin bombalanmasından sonra, Kızılay bombasındaysa biraz önce, İngiltere’nin Wylfa Nükleer Santralı ekonomik hayatının sonuna geldiğinden üretimi sessiz sedasız durduruldu. Bundan şu bağlantıdaki gazete makalesiyle (İngilizce) haberdar oldum. Makalenin yazarının nükleer enerjiyle sorunu yok ki, santral müdürünün “Wylfa yıllarca kazasız, güvenle enerji üretmiş müthiş bir başarı hikayesidir” telinden çalan açıklamasını ve şu anki hükümetin enerji konusundaki beceriksizliği ve plansızlığını öne çıkarmayı yeğlemiş.

Benim kanımı donduransa küçük bir paragrafa sığıştırılıvermiş şu cümleler: “Santralın sökümü bir 10 yıl daha sürecek ve 700 milyon Pound’a (yaklaşık 3 milyar TL) mal olacak, alanın yeniden kullanılabilmesi ise bu yüzyılın sonundan önce olmayacak. Santraldan arta kalan yüksek seviye radyoaktif atık ise bir ulusal nükleer atık depolama stratejisi geliştirilene kadar alanda kalacak.”

Hatırlatayım, kömür madenini bile işletemeyip 300 insanını toprağa gömdükten sonra kader diyebilen bir ülkeden bahsetmiyoruz. Her yerinde her an bir bombanın patlayabileceği bir ülkeden, reaktörün yerinin 1970lerde önerilip sonradan fay hattına çok yakın olduğunun farkedilmesinden, ihale yapılmadan, gizli kapaklı ve tüm kamu denetiminden uzak bir şekilde siparişin güvenlik standardının Avrupa’dakinden çok düşük olduğu Rusya’ya, üstelik Çernobil’de patlayan reaktörün bir modeli için verildiğinden bahsetmiyoruz. Her şeyin en yüksek standartta ve kazasız belasız işletilip santralın ömrünü tamamladığı bir örnekten bahsediyoruz. Buna rağmen bu alan en az yüz yıl daha kullanılamayacak kadar radyoaktiviteyle kirlenmiş durumda ve belki de insan türünün yer yüzünden silinmesinden bile sonraya kalacak atıkların nasıl güvenli bir şekilde depolanacağı konusunda bir kişinin, bir ülkenin, bile akla yatkın bir açıklaması yok.

Şimdi birisi bana Türkiye’nin bu çılgınlığı niye göze aldığını açıklayabilir mi? Ama lütfen enerji gereksiniminden, ekonomiden, gelişmeden falan bahsetmeyin. Fabrikalar daha çok saçma sapan mal üretip dünyayı atıklarıyla, karbonuyla daha beter kirletsin, zengini daha zengin fakiri daha fakir yapan ekonomi dönsün diye nükleer intihar kabul edilemez!

Şu makale de ilginiz çekebilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s