Yeni Yıl

Ülkenin bir yanında devlet halkıyla savaşıyor, kendi toprağını bombalayıp şehrini yakıp yıkıyor, insanlar günlerce aç susuz evlerine hapsedilip çoluk çocuk demeden öldürülüyor, nesiller sürecek bir travma yaratılıyor. Diğer yanında polisler arama yapma bahanesiyle girdikleri evde gencecik insanları gözünü kırpmadan öldürüyor, söz söyleyeni gazla copla susturuyor. Bir tarafta “teröristler” etkisiz hale getirilirken öte tarafta “şehit” cenazeleri kaldırılıyor. Devlet İslamcı teröristlere tüm ulsal ve uluslararası yasalarla birlikte insanlığa da sığmayacak bir şekilde silah naklederken suç üstü yakalanıyor, ne nakleden, ne emri veren, ne de göz yuman, sadece bunu haber veren gazeteciler hapse atılıyor. Türkiye tarihinin en büyük hırsızlığı (cemaat aracılığıyla da olsa) ortaya çıkarılıyor, hırsızlar yüzsüzler değil savcılar tutuklanıyor, ülkeden kaçmak zorunda bırakılıyor. Yıllar sonra yeniden kitaplar yasaklanıyor, baro başkanları güpegündüz ve polisin gözü önünde (belki de polis tarafından) öldürülüyor. Bütün bunlar olurken görgüsüzlük âbidesi kaçak bir yapıda oturan bir zat da kendi kendine padişahçılık oynuyor, uçak düşürüp komşusunun toprağına asker naklederek (sonra kuyruğunu kıstırıp o askeri geri çekerek) ne büyük devlet oldum diye seviniyor. Başka bir coğrafyada, uygar olmakla öğünen devletlerse savaştan kaçan zavallıları alıkoyma karşılığında maddi manevi rüşvet vermekten çekinmeyip o ağızlarından düşürmediği demokrasi ve insan hakları ihlallerini görmezden geliveriyor.

Bu şartlar altında yeni yılınız ne kadar kutlu olabilirse o kadar kutlu olsun.

Reklamlar